Türkiye’de cinsel istismar vakalarının artarak devam etmesi, resmi makamların yetersiz kaldığı eleştirilerini beraberinde getiriyor. Cumhuriyet, 10 yaşında üvey babası tarafından istismara uğrayan Beyza Y. ile görüştü. İstismar olayının detayları, İstanbul Büyükçekmece’de yaşananların çocukların fiziksel ve psikolojik güvenliğini tehdit ettiğini gözler önüne serdi. Beyza, 23 yaşında ve yıllarca süren fiziksel ve psikolojik tacizlerini mahkemeye taşıdı. Bakırköy 16. Ağır Ceza Mahkemesi, Zülal Akdoğan’a “sarkıntılık” suçundan yalnızca 3 yıl 9 ay hapis cezası verdi. Ancak istismarcı baba, 16 ay sonra serbest kaldı.
Beyza Y. yaşadıklarını Cumhuriyet’e şu sözlerle aktardı: “Annemin ikinci evliliği, üvey babam Zülal Akdoğan ilk saldırısına, ben 10 yaşındayken başladı. Bu durumu anneme ve teyzelerime anlattım, ama bana inanmadılar, yanlış anladığımı söylediler. 13 yaşındayken okuldaki rehber hocama giderek durumu bildirdim. Okul yönetimi hemen olayı emniyete iletti.”
Beyza, “Emniyete gidip ifademi verdim, ancak pedagog eşliğinde yeniden ifadem değiştirildi. Polisler, benim annemi kıskandığımı ve her şeyi yanlış anladığımı söyleyerek beni istismarcı üvey babama teslim ettiler” dedi.
Beyza, yaşadığı süreçte istismarcı üvey babası tarafından tehditlerin arttığını belirtti. “Tüm ses kayıtlarını ve tehdit mesajlarını mahkemeye sunduk. ‘Seni karım yapacağım, büyüdükçe vücudun güzelleşiyor’ gibi mesajlarım vardı, fakat mahkeme bunları ‘bir kereye mahsus sarkıntılık’ olarak değerlendirip en alt cezayı verdi. Zülal Akdoğan sadece 10 ay hapis yattı. Benim hayatım çalındı, bedeli yalnızca 10 ay mıydı? Çıktıktan sonra hala beni ve annemi öldürmekle tehdit ediyor” diyerek isyan etti.
Beyza, Zülal’in tahliye olmasının ardından ölüm tehditleri aldıklarını ve şu anda başka bir evde saklandıklarını belirtti: “İkamet adresimizde kalamıyoruz. Zülal ve adamları peşimize düştü, beni öldüreceklerini söylüyorlar. Komşularımız onların etrafımızda dolaştığını gördü.”
Beyza’nın avukatı Mehmet Kürşat Kaplan ise yaşananları değerlendirdi: “Bir çocuğun şikâyeti sonrasında şüphelinin aranması, dava dosyasının kapanması ve yıllar sonra ortaya çıkan mesajlara rağmen sanığın tahliye edilmesi, hukuk sistemindeki eksiklikleri gözler önüne seriyor. Mahkeme, istismarı değil yalnızca sarkıntılığı tanımladı. Mütalaaya uyulsaydı, Zülal Akdoğan 40-50 yıl hapis yatacaktı. Ancak mahkeme tüm kanıtlara rağmen başka bir karar verdi. Müvekkilim Beyza ve onun gibi çocuklar için adaletin bir an önce sağlanmasını talep ediyoruz. Aksi halde bu tür istismarcılar, cesaretlenerek devam edecek.”
Adalet Bakanlığı’na seslenerek, benzer durumların önüne geçilmesi gerektiğini vurguladı.