İBB Davası Tutuklularından Şok Edici Cezaevi Koşulları Açıklamaları

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) davasının altıncı haftasına girilirken, tutuklu sanıkların savunmaları devam ediyor. Aylardır cezaevinde bulunan ve çoğunluğu Silivri’de yer alan İBB tutukluları, Türkiye’deki cezaevi koşullarını eleştiren çarpıcı ifadelerde bulundular.

**”İki Ay Yerde Yattık”**
Geçtiğimiz hafta savunma yapan İBB Dijital Yayınlar Koordinatörü Ulaş Yılmaz, Silivri’de tanık olduğu zorlu koşulları şöyle aktardı: “Koğuşta 10 kişi olarak iki aydan fazla yerde yattık. Tüm eşyalarımız çöp poşetlerinde tutuluyordu. Bu durum bende derin bir travma yarattı. Bölümümüzde iki kişi hayatını kaybetti. Birinin eşyaları kapıya çöp poşetiyle konuldu. Diğeri benim gözüm önünde kalp krizi geçirerek öldü. Kapıyı yumrukladık ama ne yazık ki, onu kurtaramadık. Ayrıca koğuşta yaşlı ve hasta pek çok insan var; duş alabilen ya da ilaçlarını alabilen yok.”

**”Yara Bere İçindeyiz”**
Şehir plancısı Nuri Cem Ceylan, cezaevindeki sıkıntıları şu sözlerle dile getirdi: “Koğuşta 60 kişiyiz ve ilk olarak kenelerle karşılaştık. 2026 yılında hala kenelerle sıkıntı yaşıyoruz. Günlerce ranzanın altında yatmak zorunda kaldım. Koğuş çok dar ve yemekler soğuk. İlaç talep ettiğimizde gelmiyor; vücudumuz yara içinde.”

**”İnsani Olmayan Uygulamalar”**
Tutuklu Güldem Şık’ın avukatı, müvekkilinin antidepresan kullanmadığı halde “intihar şüphesi” gerekçesiyle tecrit edildiğini belirterek, şu iddialarda bulundu: “Müvekkilimize, ‘Biz sana ilaç veremeyiz, mazgala yaklaş, sana oradan ilacı vereceğiz’ gibi insanlık onurunu zedeleyen uygulamalara maruz kaldı.”

**”CİNAYET KOĞUŞUNDA YAŞAMAK”**
İBB Akıllı Şehirler Müdürlüğü çalışanı İsmet Korkmaz, aynı koğuşta tutuklu olan uyuşturucu suçlularıyla birlikte altı aydır yerde yattığını belirtti. “Bu durum beni psikolojik olarak çok yıprattı. Ailem Erzurum’dan İstanbul’a taşınmak zorunda kaldı ve zor koşullarda yaşam mücadele ediyorlar” dedi.

**”İlla Ölmek mi Gerek?”**
Reklamcı Yusuf Utku Şahin de cezaevindeki sağlık durumu hakkında konuşarak, “Altı aydır buradayım ve ilk haftalarda ağır hastalandım. Koğuşta 60 kişi var. Vücudumda yaralar çıktı. Revire gitmek, uzaya mekik göndermek kadar zor” ifadelerini kullandı. “Defalarca dilekçe verdim ama uzun süre sonra revire çıkabildim. İlla ölüme mi yaklaşmak gerekiyor?” diye sordu.

**”Kurtuluş Kalabalıktan”**
Tutuklu Kahraman Yeşilyurt’un avukatı, müvekkilinin kapasitesinin üzerinde bir koğuşta kalmasını ve bu durumdan dolayı ölümden nasıl kurtulduğunu anlattı: “21 kişilik koğuşta 75 kişi kalıyordu. Üç kez bayıldı ve kalabalık sayesinde fark edilerek düşmekten kurtuldu. Normalde ‘kalabalık yüzünden’ denir ama buna ‘sayesinde’ demek zorundayım; çünkü bu, müvekkilimin hayatını kurtardı.”

Bu açıklamalar, cezaevi koşullarının iyileştirilmesi gerektiğine dair ciddi bir çağrı niteliği taşımakta.